Amacını Bul, Hedefine Koş

 

Hedefin “Gerçekten” Senin Hedefin mi?

Ben kimim? Niçin buradayım? Yapmak istediğim şey bu mu? Çoğu zaman bu üç soruyu sormadan koca bir hayat yaşar gideriz. Önümüze bir hedef koyarlar ve koşar dururuz, çoğu zaman niye olduğunu bilmeden… Yorulduğumuzda ise bizi yeniden koşmaya itecek bir neden yoktur, pes ederiz. Hanemize bir başarısızlık eklenir. Bu bizi daha da üzer, ardından yine “önümüze koyulan” yeni bir hedef için koşmaya başlarız.

Bu hikâye aslında çoğu kişinin dönem dönem yaşadığı bir olaydır. Ben bu hikâyeyi lise hayatımda yaşamıştım. Çevremizde birinin Tıp kazandığı duyulduğunda “Vay be, ne kadar başarılıymış. Çok zekiymiş.” Tarzı cümleler duya duya daha liseye başlar başlamaz “Benim sayısal sınıfta olmam lazım, çünkü Tıp istiyorum.” Şeklinde konuşmuştum. Sınav senemde çok fazla çalışıyordum, tabi ki tek bir hedefim vardı, Tıp kazanmak. Yorulduğumda, deneme sonuçlarım iyi gelmediğinde “Gelecekte iyi bir doktor olacağım, bu yüzden çalışmalıyım.” Değil de “Komşular, akrabalar o kadar çalışıyorsun Tıp nasıl kazanamadın” demesinler diye yeniden çalıştım. Sonucum geldiğinde başta büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştım fakat sonra Eczacılık okuyan öğrencilerin bölüm hakkındaki videolarını izlediğimde “İyi ki olmamış” dedim kendime. Çünkü ben oldum olası Ar-Ge’ye hayran, Kimya’yı seven, insan sağlığıyla alakalı bir meslekte çalışmak fakat bunu dolaylı yoldan yapmak isteyen biriydim.

SWOT Analizi, Johari Penceresi, SMART Analizi gibi kavramları asla duymamıştım tabi ki o yıllarda. Ya da yazımın başında da kullandığım sorgulamaları da yapmamıştım. Belki bunları bilseydim “Başka insanların belirlemiş olduğu değil, senin kendinle içselleştirdiğin bir hedef için çabala” diyebilirdim. Olsun, hiçbir şey için geç değildir 😊

Hedefin “Sadece” Sana mı Fayda Sağlayacak?

Hem Pandeminin genel sürecinde hem de Hedef&Amaç hakkında araştırmalar yaparken kendimi sorgulama şansı buldum. Evet, Eczacılık Fakültesini kazanmıştım peki ya gelecekte ne yapmak istiyordum? Sadece mesleki olarak değil, genel olarak “hayatımın amacı” neydi? İşte o zaman dünyadaki varlığımın sadece kendime değil, diğer canlılara da fayda sağlaması gerektiğini anlayıp, buna uygun hedefler belirlemem gerektiğini anladım. Diğer canlılara fayda, benim zevklerim gibi konuların hepsini içeren bir hedef hakkında düşünürken karşıma okuduğum bir kitaptaki şema çıktı.


Aslında birinden biri eksik olduğunda hep bir sorun yaşanıyordu. Yani iyi yaptığım ve dünyanın ihtiyacı olan bir şey yapsam fakat ondan zevk almasam ya da maddi boyutta sıkıntılar yaşarsam içimde bir boşluk oluşuyordu.

Kendimize amaçlar belirleyip bu alanda hedefler koymak gerçekten hayatımıza anlam kazandırıyor evet ama bir noktada bu hedef veya amacın “gerçekten” yapmak istediğimiz şey olup olmadığı çok önemli.

Bu Yolda Engeller Var mıdır?

Bazen büyük hayaller koyduğunuz fakat o hayal adına hiçbir harekette bulunmadığınız olmuştur. Gerçekleşmeyen hayaller çöplüğüne yenisini ekleriz o zamanlarda. İşte bunun sebebi o sırada “Atalet” içerisinde olmamızdır. Mümin SEKMAN’ın Her Şey Seninle Başlar kitabında genişçe sözünü ettiği bu ataletten kısaca bahsetmek istiyorum. Atalet “atıl” kökünden gelir. Fizikte “eylemsizlik hali” sosyal bilimlerde “eylem yeteneğinde zayıflık” anlamına gelir. Amacı için harekete geçmemek, harekete geçse de başladığı işi bitirememek ya da çalışırken çok yavaş hareket etmektir. Bir hayali uzun süre içimizde tekrarlar, fakat hiç eyleme geçirmezsek, hayallerimiz içimizde küflenebilir! Bir amacımızın olması güzeldir, fakat bu amaca ulaşmak için eylemde bulunmamız da gerekir. Yani hayallerimiz, amaçlarımız için ayağa kalkmalı ve onları küflendirmekten korumalı, çöplüğe göndermemeliyiz.

Bu kitapta beni etkileyen bir başka kısım ise hedefimize giden yolda karşılaştığımız engelleri “Dış ve İç” olarak sınıflandırıp, bunlar hakkında konuştuğu yerdi.

Dış engelleri aşmak için önce iç engelleri aşmak gerekir. Fiziksel engelleri aşabilmek için önce zihinsel engelleri aşmak gerekir. İç bariyerlerini aşamayanlar dış engelleri aşmayı çoğu kez denemez bile. Çünkü kendi içlerinde tutuklu kalırlar.

 İçimizdeki engeller daha tehlikelidir, çünkü onları göremeyiz. Genellikle dışadönük yaşadığımız için, önümüzdeki engelleri içimizdekilerden daha net görürüz. Neyi göremediğini görmek, akıllanmanın başlangıcıdır.

Dış engeller ortadan kalkabilir, ama iç engelleri bizim aktif ve titiz bir çabayla içimizden/zihnimizden silmemiz gerekir.

Bunları düşününce kendi zihnimdeki engeller yüzünden ulaşamadığım birçok hedef olduğunu gördüm. Bu engelleri aşmak dileğiyle 😊

Bana çok şey kazandıran araştırmalarımdan, edindiğim bilgilerden biraz da olsa bahsedebilmişimdir umarım. Yazımı çok sevdiğim bir kitap olan Ahmet Şerif İzgören’in “Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır” içinden bir alıntıyla bitirmek istiyorum.

“Gelecek için bir hedef belirler ve çabamızı o yolda gösterirsek, çabamız değerli olmaya başlar. Hayatın amacını kaybetmek hayatın kendisini kaybetmekten daha acıdır.”

 

Nisanur ÇİLİNGİR

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İnsanlar Neden Girişimci Olmak İster?

Çağımızın Mesleği: Girişimcilik

İŞ-YAŞAM DENGESİ