Ecz. B. Sefa Mumay ve Ömrüm Ergüven ile yaptığımız etkinliği kaçırdıysanız veya tekrardan incelemek istiyorsanız sizin için hazırladığımız rapora bakmayı unutmayın!
Geleceğin iş yönetimi kavramına bugünden hazırlanmaya çalıştığımız etkinliğimizde, 27 Şubat günü Ömrüm Ergüven ve Sefa Mumay bizlere eşlik etti. Girişimcilik, inovasyon ve mesleğimizde ilerde bizi nelerin beklediğini birlikte tartıştık. Gelin neleri konuşmuşuz, neler sorulmuş, nasıl cevaplanmış hep birlikte inceleyelim. İyi okumalar dileriz!
Neden Teknolojiyi Anlamak ve Uygulamak Zorundayız?
Akşama konuklarımızın bu basit görünen kışkırtıcı sorusuyla başladık. Yanımızda değişen ve gelişen bir şeyler var ve biz bir şekilde ona ayak uydurmak zorundayız. Bunu tarihten canlı bir örnek üzerinden inceleyebiliriz; tüberküloz hastalığının sebep olduğu karantina. Antibiyotikler henüz piyasada yokken bütün enfeksiyonlar ölümcül olabiliyordu. Tüberküloz gibi günümüzde basit sayılabilecek enfeksiyonlar için çok ciddi karantina önlemleri olabildiği gibi karantina önlemleri olmasına rağmen tanı konulan her 4 kişiden biri, karantinanın içinde ise her altı kişiden biri hayatını kaybediyordu! Daha sonra soluksuz bir yarış başladı ve antibiyotikler bir bir piyasaya çıktı. Antibiyotikler piyasaya çıktıktan sonra ise karşılıklı hamlelerle süren bir satranç oyununa benzetebileceğimiz bir rekabet başladı. Bakteriler direnç kazanıyor, yeni bir antibiyotik ailesi keşfediliyor. Sürekli olarak bakteriler güçlendikçe biz de tahtaya yeni bir antibiyotik sürüyorduk. Ama oyun tıkandı. En son antibiyotik ailesi 1981’de keşfedildi. Eğer biz yeni bir antibiyotik suşu keşfetmezsek çok ufak bakteriler bile pandemiye sebep olabilecek. Dolayısıyla artık bakteri hakkında daha çok şey bilmek çok daha önemli hale geldi.
Peki örneğin bunu teknolojiyle nasıl bağdaştırıyoruz? Teknoloji en başta insan zekasının anlayabileceği bir seviyedeydi. Ama zamanla güçlendi. Eğer biz teknolojiyi daha iyi tanıyıp onu leyhimizde kullanmamızı sağlayacak yeni bir antibiyotik suşu bulmak için çalışıp o teknoloji ile aramızdaki açığı kapatmazsak geride kalacağız.
Günümüzde molekül araştırmalarını bile yapay zekayı kullanarak hızlandırmamızın mümkün olduğunun farkına varıyoruz.
Peki Yapay Zeka İşimizi Elimizden Alacak Mı?
Belki cevabı çok da net olmayan bir soru bu. Ya da işimize böyle geliyor. Oysa basit bir soru bu cevabı kolaylaştırabilir:
24 ay kuralı- Eğer 2 yıl boyunca siz aynı işi yapıyorsanız, yaptığınız işte kayda değer bir değişim olmuyorsa yapay zeka sizin işinizi pek tabi elinizden alabilir. Her şeyi bir şekilde çalışıp daha öteye götürmek, daha geliştirmek bir şeyi farklılaştırmak zorundayız. Çünkü karşımızda hızla farklılaşan bir sistem var ve her geçen gün ekonomik olarak da büyüyor:
15 trilyon dolar- Yapay zekanın sadece sağlık algoritmalarının üzerinden, 2030 yılına kadar ulaşması hedeflenen finansal karşılık tam 15 Trilyon dolar. Peki bunu öylece tek başına mı yapacak, yoksa bu beraberinde yeni iş alanları da getirecek mi?
100 yeni iş alanı- Yapay zeka ile birlikte en az 100 tane yeni iş alanı ortaya çıkması bekleniyor. Bu iş alanları bugünkülere benzemeyecek. En büyük değişim belki de tek başına bir mesleğin bir şey yapabilme yetisinin ortadan kalkması olacak. Kolaborasyon büyük önem kazanacak..
Kolaborasyon- İşbirliği demek. Meslek arası işbirliği ve multidisipliner çalışmak çok önemli hale gelecek. Aynı zamanda teknolojiden yapay zekadan da faydalanmak çok önemli. Biz gelecekte hiçbir iş modelini teknolojiden bağımsız olarak düşünemeyecek hale geleceğiz. Çünkü yeni bir rekabet unsuru dünyayı kasıp kavuracak:
Yıkıcı teknolojiler- Kendinden önceki teknolojinin hemen yerini alabilen ve çağı kayda değer bir miktar değiştirebilen yeni teknolojiler hayatımızda olacak. Hatta bir kısmı çoktan devrede:
Sanal gerçeklik teknolojisi- Bu teknolojide siz bir gözlüğü takıp tamamen sanal bir ortama gidersiniz. Arttırılmış gerçeklikte ise sizin bulunduğunuz ortam gerçektir. Siz bulunduğunuz ortama sanal bir nesne eklersiniz. Sanal gerçeklik teknolojisinin sağlık alanında kullanıldığı birçok yer var. Örneğin ameliyathane eğitimleri gibi zorlu süreçler sanal ortamlarda pratik edilebiliyor!
Yapay zeka aslında insan beyninin çalışma mekanizması temel alınarak şekillendiriliyor. Yani makinelere insan beyninin çalışma mekanizması yükleniyor. Ve her geçen gün daha ileri bir seviyeye taşınıyor. İlginç bir şekilde teknolojinin gelişimini tetikleyen kavramlardan biri de oyunlaştırma hevesimiz.
Oyunlaştırma Nedir? Oyun dışı konularda eğlenme ve öğrenme odaklı, hedef ve ödüller koyarak motivasyon sağlayan bir teknoloji. Günümüzde yetişkin eğitiminde de önemi artıyor. Örneğin bir hasta eğitiminde, oyunlaştırma teknolojisi ile uyuncun artırılarak tedavi etkinliğinin optimize edilmesi mümkün olabiliyor.
ECZACILIK 4.0
Eczacılık uygulamalarının, yani hastanın ilacı tüketiminden o ilacın üretilmesine kadar her aşamanın teknolojiyle bütünleştirilmesidir. Aynı zamanda, eczacılığa olan inovatif yaklaşımdır. Amaç, mesleğimizi çağın ilerisine taşıyarak çağda kalmasını sağlamak ve ilacın üretiminden tüketimine kadar her alanı kolaylaştırmaktır.
Eczacılıkta İnovasyon Örnekleri
- MIT’in Bilgisayar Bilimi ve Yapay Zeka Laboratuvarı’ndaki araştırmacılar, doğru antibiyotik seçimi için algoritma geliştirdi. Bu algoritma sizin antibiyotik seçmenize yardımcı oluyor. Örneğin, bu algoritma sayesinde idrar yolu enfeksiyonun birinci veya ikinci basamak antibiyotiklerle tedavi edilme olasılığını hesaplayabiliyorsunuz.
- Yapay zeka ile ilaç keşfi= Molekülün etkili kısmı farmakofor dediğimiz bir grup vardır. Reseptörle etkileşir ve asıl etkiyi o yapar. Burda hem reseptörün doğru seçilmesinde hem o reseptöre bağlanmanın kuvvetlenmesi ya da azalmasında, yan etkilerin azaltılmasında yapay zeka çok etkili bir şekilde kullanılabiliyor.
- Robot Charly= Bu robot Almanya’da kullanılmaktadır. Müşteriyi doğrudan karşılayıp eğer eczacı ile ilgili bir durumsa eczacıya yönlendiriyor. Müşteri eğer ürün istiyorsa sizi ürün tarafına yönlendirip ürün hakkında basit bilgiler verebiliyor.
- Molekül Turnuvası= Eğitimin güçlendirilmesi adına “ChamDraw” adlı molekül çizebildiğimiz ve tanıyabildiğimiz bir program oyuna dönüştürüldü. Burada amaç öğrencilerin kimya becerilerini güçlendirirken sosyalleşmelerini de sağlamaktır.
SCIENCE 2.0 DEVRİMİ
Bilim tarafında yeni bir çağa giriyoruz ve bu çağın ismini Science 2.0 olarak adlandırıyoruz. Bu devrim girişimcilik bilim ve teknolojinin bir araya getirilmesi ile bize yeni çağı getiriyor. Science 2.0 döneminde eski gibi, ürünlerin pazarlanması ve ürün yönetimi bölümü eski önemini korumakta yani marka yönetimi hala çok önemli bir değere sahip olduğu belirtilmektedir. Pazarlama kavramından ne anladığımıza bağlı olarak, kişisel veya marka pazarlaması adı altında hayatlarımıza daha çok öneme sahip olacağı bir dönem bizi bekliyor.
Bilim 2.0 Dönemine daha kolay adapte olabilmek için bakış açımızda neleri değiştirmeliyiz?
Bu değişim ortamında, yeni döneme daha kolay adapte olmak ve daha kolay yol alabilmek için fikirlerimize koruyucu yaklaşmak yerine daha paylaşımcı olarak fikrimizin birçok süzgeçten geçmesini sağlayabiliriz. Bu süzme sürecinde fikrimiz daha da güzelleşerek nitelikli bir hal alır.
İkinci olarak yeni fikirlere veya durumlara karşı ön yargılı yaklaşmak yerine, fikrin kimden veya nasıl bir mecradan çıktığını düşünmeksizin değerlendirici bir yaklaşım sergilemeliyiz.
İçe yönelim davranışı artık sosyal yönelime evrilmekte olup, takım ile çalışma birlikte çalışma kavramlarının bu yeni dönemde önem kazanmakta olduğu belirtildi. Ekip olmak, paylaşımcı olmak kavramları her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır.
Şikayetçi olmak her ne kadar toplumumuzda çok yaygın bir tutum olsa da, yeni dönemde çözümcü yaklaşımlar her zaman öne geçecektir. Çözümcü yaklaşabilmek için problemin iyi analizi ve soruna doğru açılardan yaklaşmak gerekiyor.
9 Yıldızlı Eczacı
2012 yılında düzenlenen Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen ‘8 Yıldızlı Eczacı’ modeli, her eczanın bakıcı, karar alan, takım oyuncusu, lider, öğrenen, öğreten, yönetici, iletişimci niteliklerini taşıması gerektiğini belirtmiş ve ülkeleri bu niteliklere göre eczacı yetiştirmeleri üzerine bilgilendirmiştir. 2017 yılında bu kavram girişimci sıfatının eklenmesi ile ‘9 Yıldızlı Eczacı’ modeline dönüşmüştür.
Eczacı 4.0 ve 9 Yıldızlı Eczacı kavramının birleştirilmesi ile, 9 yıldız aşağıdaki gibi yorumlanmıştır:
Bakıcı- Bakım hizmetini mobil cihazlar yardımı ile takip ederek yönetebilen,
Takım oyuncusu- Sadece kendi ekibine değil, aynı işi yaptığı herkese saygı duyan, ve 2’nin daima 1’den daima büyük olduğunu bilen,
Lider- Dünya genelinde, sağlık alanındaki teknolojik gelişmeler ile ilgili hem okuyabilen hem de yazabilen, sağlık okuryazarlığı yüksek kişi
Karar alan- Karar destek algoritmaları yardımıyla doğru karar verme oranını arttıran,
Öğrenen- Teknoloji okuryazarı olabilen, sağlık alanındaki gelişmeleri teknolojik bakış açısıyla değerlendirebilen,
Öğreten- Öğrendiği her şeyi en az 3 kişiyle paylaşan, küçük meslektaşlarına yol gösteren,
Yönetici- Agile yönetim anlayışına sahip, hızlı ve çevik bir yönetim becerisine sahip olan,
İletişimci-Yakından veya uzaktan her türlü iletişim aracını etkili bir şekilde kullanılabilen,
Girişimci- Tekno girişimcisi, arge girişimcisi veya sosyal girişimci gibi birçok alana yönelebilirsiniz tüm kavramlarda ortak payda mesleğinizi bir adım öteye götürmek, bulduğunuz yerde bırakmamak olmalıdır.
SORU-CEVAP BÖLÜMÜ
İleride eczacı 4.0 olabilmemiz için okurken neler yapabiliriz?
Öncelikle sosyalleşerek; bir öğrenci topluluğuna üye olarak, Erasmus yaparak ve çeşitli şekillerle network ağınızı genişleterek yapabilirsiniz. Bununla birlikte yabancı dil olmazsa olmaz; bir yazılım dili öğrenebilirsiniz ve iletişim yeteneği çok önemli olduğun için mutlaka “tatlı diliniz” olmalı. Bir kağıda 21. yüzyıl yetkinliklerini yazıp bunlara sahip olup olmadığınızı ve hangi kaynaklardan bunları kazanabileceğinizi araştırarak öz farkındalığınızı artırabilirsiniz.
Bahsettiğiniz inovatif yaklaşımlar eğitim neresinde ve akademiye nasıl entegre edilebilir? Biz öğrenciler olarak akademiye bunları aktarmak için ne yapabiliriz?
Öncelikle bu inovatif yaklaşımlar maalesef eğitimin hiçbir yerinde bulunmuyor; bulunsa belki de bunları bu kadar konuşmaya ihtiyaç duymayacaktık. Pazarlama, iletişim, yapay zeka ve teknolojiye dair birçok konu bütün bölümlerde ders olarak verilmelidir. Bunlar birden olamaz ve kademeli bir geçişle entegrasyon sağlanmalıdır. “Talep olmadan nasip olmaz” sözünü de bu anlamda unutmamalıyız, bunu değiştirebilecek bizleriz ve bunu ancak bir araya gelip taleplerde bulunarak değişimi sağlayabiliriz.
Gelecekte neler değişmeyecek?
Hemen hemen her şey değişecek; değişmeyen şeyler zaten kanıtlanmış ve ispatlanmış şeyler olduğu için onlar hakkında fazla düşünmeye gerek yok.
Değişimin büyük kitleler halinde sağlanması gerektiğinden bahsettiniz ama değişimi kabul etmeyen birçok insan var, bu durumda ne yapmalıyız?
Değişime dair bir fikrini kabul ettirmenin tek cevabı var: çalışmak, göstermek, kanıtlamak ve bunu görsele dökmek. Bunları adım adım ve kademeli olarak yapmalısınız. Bir de unutmayın ki bazen fırsatlar için krizler gerekebilir (pandemi gibi). Onun dışında, girişimcilikteki pivot kavramı gibi fikrinizin bir ayağı sabit olsun ama diğer ayağı her yöne doğru hareket edebilsin. Bir şeyleri farklı yapabilmeye, değişime ve gelişime her zaman açık olun. Fikriniz hakkında da inatçı olmayın; insanların inatçılığından bahsetmeden önce kendimizin inatçı olmadığından emin olmalıyız.
İnovasyonun engellerinden biri olan yaratıcı düşünmemekten nasıl kurtulabiliriz?
Yaratıcılık geliştirilebilir. Kendi alanınızla (eczacılıkla) yetinmeyin, kendi alanınızın dışında ilginizi çeken farklı alanları keşfedin. Çevrenizi kontrol edin; etrafınızdaki 50 kişinin yaratıcılığının ortalamasısınız. Ekip çalışmalarında yer almak ve tartışma ortamları yaratmak da yaratıcılığınızı geliştirmek için önemlidir.
Yorumlar
Yorum Gönder