Amaçlar İçin Ortaklıklar Atölye Raporu

 AMAÇLAR İÇİN ORTAKLIKLAR ATÖLYE RAPORU 

 

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden Amaçlar İçin Ortaklıklar hedefini ele aldığımız mart ayında bu hedefi birçok açıdan ele alma fırsatı yakaladık. Gerek eczacılık yani mesleğimiz açısından gerekse dünyaya etkileri açısından incelediğimiz bu konuyla ilgili çıkardığımız raporu okurken keyif almanızı dileriz. 






Günümüzde, dünyamız, tüm zamanlardan, daha fazla birbiriyle bağlantılı hale gelmiştir. Bu durum, gelişmekte olan ülkelerin, borçlarını yönetmelerine yardım edecek politikaların, koordine edilmesi ve az gelişmiş ülkelere yatırımların teşvik edilmesi, sürdürülebilir büyüme ve kalkınmanın başarılmasında da hayati önem taşımaktadır.  

İşte, bu noktada ‘Amaçlar için ortaklıklar’, sürdürülebilir kalkınma için, küresel iş birliğine canlılık kazandırmayı amaçlıyor. Çünkü, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ancak ve ancak küresel ortaklık ve iş birliği ile gerçekleştirilebilir. 

Gelişmiş ülkelerin sağladığı, resmi kalkınma yardımları, çatışmalar veya doğal afetlerin yarattığı insani krizler nedeniyle, mali kaynak ve yardım talepleri artmaya devam etmektedir. Bu artışa rağmen, gerçek anlamda az gelişmiş ülkelere yapılan yardımlarda düşüş görülmüştür. Bunun önüne geçmek ve herkesin yararına olan, evrensel kurallara dayalı ticaret sistemini oluşturmak, Sürdürülebilir Kalkınma hedeflerinin 17., ve sonuncusu olan amaçlar için ortaklıklar hedefi açısından, önemli bir yer teşkil etmektedir. 

Peki, Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin sonuncusu olan, Amaç 17 hedefleri nelerdir? Amaç 17 hedefinde 19 alt hedef ve bunların ne derece gerçekleştirildiğini ölçmeye yarayan, 25 gösterge bulunmaktadır. Şimdi sizlerle alt hedeflerin odaklandığı başlıklara değinelim. 

  

Finans:

Gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere borç yapılandırılması, uzun vadeli borç sürdürülebilirliğini sağlamalarına yardım edilmesi ve uygun görüldüğünde borç sıkıntısını azaltmak için yoksul ülkelerin dış borç sorunlarının ele alınması gibi yapılandırmalardan bahsediyoruz. Yani Resmi Kalkındırma Yardımı, bağışlar ya da ayrıcalıklı kredi şeklinde, gelişmekte olan ülkelere sağlanan, mali destekler. Bunları örnek verebiliriz. Kısacası başlığımız finansal konularda destek faaliyetleri ile ilgili düzenlemeleri içeriyor. 

Teknoloji:

Bu başlığımızda Uluslararası alanda bilim, teknoloji ve yenilikçiliğe erişimin ilerletilmesi, gelişmekte olan ülkelere uygun koşullarda, gelişim ve yayılmada destek verilmesi ve az gelişmiş ülkelerde etkinleştirme teknolojileri kullanımının artırılması ile ilgili düzenlemeler içeriyor. 

3.başlığımıza geldiğimizde ise Kapasite Geliştirme hedefinden söz edeceğiz. 

Başlığımız gelişmekte olan ülkelerde, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni, gerçekleştirmek için, gereken kapasitenin büyütülmesi ile ilgili düzenlemeleri içeriyor.  

Ayrıca bu düzenlemeler, işbirliğiyle tüm ulusal planları desteklemek amacıyla, gelişmekte olan ülkelerdeki, etkili ve hedeflenen kapasite geliştirme uygulamalarıyla, uluslararası destekleri içeriyor. 


Ticaret: 

Uluslararası ticari işlemlerde, az gelişmiş ülkelere, destekleyici faaliyetleri düzenlemek ve bu faliyetlerin gelişmiş ülkelerden az gelişmiş ülkelere olan ihracatın artırılması ve gümrük ücretlerinden muaf edilmesi gibi uygulamaları kapsaması gerektiğinden söz edebiliriz. 

Son başlığımız da Sistemik verilerin alt başlıkları olan Politika ve kurumsal tutarlılık; Çok paydaşlı ortaklıklar; Veri, denetim ve hesap verebilirliği başlıkları bulunmaktadır. Alt başlıkları daha iyi kavramak için alt başlıklarını da inceleyebiliriz. 

Alt başlıklardan ilki olan Politika ve kurumsal tutarlılık için şunları diyebiliriz. Her ülkenin yoksulluğunun ortadan kaldırılması, sürdürülebilir kalkınma için politikalar oluşturulması ve de  bu politikanın tutarlılığının geliştirilmesi hedeflenir. 

Diğer bir  başlığımız olan Çok paydaşlı ortaklıklar için ise özellikle gelişmekte olan ülkeler olmak üzere, bütün ülkelerde Sürdülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşılmasının desteklenmesi için bilgi, uzmanlık, teknoloji ve finansal kaynakları seferber eden, çok paydaşlı ortaklıkların çoğaltılması hedefleniyor diyebiliriz.  

Gelelim alt başlıkların sonuncusu olan Veri, denetim ve hesap verebilirliğe, bu başlıkta hedeflenen şey ;
 gelir, yaş, ırk, göçmen statüsü, coğrafi konum ve ulusal bağlamlardaki, ilgili diğer niteliklere göre ayrılan güvenilir verilerin, elde edilebilirliği sağlanarak,  gelişmekte olan ülkelere verilen istatiksel, kapasite geliştirme desteği sayesinde, ulusal istatistik mevzuatına sahip ülkelerin sayısının artılmasıdır. 

Bu hedeflerin hepsini bir bütün olarak değerlendirirsek, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden biri olan, sistemik konuların, gerekli politik düzenlemeler; Küresel ortaklıkların çoğaltılması ve  gelişmekte olan ülkelere verilen, kapasite geliştirme desteğinin artırılması ile ilgili düzenlemeleri kapsadığını, pekala söyleyebiliriz. 

Nasıl yardım ederim? 

Küresel Amaçlar önemlidir. Dünyayı değiştiren bu amaçlar hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve dünya liderleri arasında iş birliği gerektirir. Bu durumda ortalama bir bireyin etki yaratabilmesi kulağa imkânsız gibi geliyor. Peki sırf bu yüzden hiçbir şey yapmamak mı gerekir? Hayır!  Değişim seninle başlar. Dünya üzerindeki her insan -aramızdaki en kayıtsız ve tembel insan bile- çözümün bir parçasıdır. Eğer hepimiz bazı süper kolay şeyleri günlük rutinlerimiz arasına sokabilirsek bu büyük fark yaratacaktır. Bunlar gün içerisindeki alışkanlıklarımızı değiştirmekle başlar. Örneğin işyerinde dijital post-it'ler kullanmak, marketlerde plastik torbalar almamak ve markete giderken liste oluşturup akıllı alışveriş yapmak, karton bardak ve plastik şişelerin yerine termoslar ve kupalar kullanmak örnek verilebilir. 

Ortak Akıl Oluşturmak 

 Bireysel olarak yapabileceklerimizin yanında toplum olarak bu iyileşme becerisini körüklemek için vatandaşlık ve sivil toplum düzeyinde yapılacak hareketlilikler gereklidir. “ortak akıl” oluşturulmalı ve adaletsizliklere karşı güçler birleştirilmeli ve  kimse geride bırakılmamalıdır.  

 Bunu bir örnek vererek açıklamak gerekirse, pandemi döneminde Gıda Takviyeleri ve vitamin talepleri oldukça arttı. Bundan dolayı piyasada bir kontrol edilemez bir ürün artışı ortaya çıktı. Türk Eczacıları Birliği de bu ürünlerin reklamlarında oynayan ve sosyal medya mecraları üzerinden yine bu ürünlerin reklamlarını yapan ünlülere bir açık mektup yazarak seslendi duyarlı olmaları için çağrıda bulundu. Burada da görülebileceği üzere ortak bir tepki vererek en azından halkın daha dikkatli ve tetikte olması sağlanarak oluşabilecek üzücü tabloların önüne geçilmeye çalışıldı. 

 
    İş dünyası neler yapabilir?  

  

-İyi uygulama ilke ve kurallarını kabul etmelidir ve iş uygulamalarınızı sürdürülebilir kalkınma ile uyumlu hale getirmelidir 

-Vergilerini adil bir şekilde ödemelidir 

-Politika belirleyici kurumlar ile sorumlu bir şekilde iletişim kurmalıdır. 

 -Sürdürülebilir kalkınmayı geliştirmek için çok paydaşlı girişimler kurmalıdır 

-Endüstri gelişimini ve kapasite oluşturmayı desteklemek için verilerini hükümetlerle ve diğer sektör paydaşlarıyla paylaşmalıdır.  

İş Dünyası: Sağlık 

Öncelikle bütün sektörler arasındaki iş akışını ve fikirlerin eyleme geçirilmesini sağlamak için bir ortaklığa ihtiyaç var. Bu ortaklık sayesinde, farklı seviyelerde alınacak kararların çevreye ve sağlığa yönelik etkilerinin belirlenmesinde kapsamlı stratejilerin belirlenmesi kolaylaşır. 

Avrupa’da endüstriyel devrim sonucu, ilerleyen ekonomik gelişmeyle birlikte sağlık statüsü de iyileştiği için, sağlık sosyo-ekonomik gelişmenin otomatik bir sonucu olarak düşünülmüştür.  

1978 yılında ise toplumun katılımıyla yürütülmesi planlanan ve sektörler arası iş birliği ve ortaklığını gerekli kılan beslenme, sağlık eğitimi, tıbbi bakım, önleyici tıp ve halk sağlığı gibi önlemleri içeren temel sağlık hizmetleri vasıtasıyla 2000 yılına kadar herkese sağlık hedefleri oluşturulmuştur. 

Bu gelişmelerden yaklaşık iki yıl sonra ise seçici temel sağlık hizmetleri kavramı ön plana çıkmıştır. Bu yaklaşıma göre ise, hedef alınan bazı hastalıklara yönelik yoğun koruyucu ve tedavi edici yöntemlerin sağlanmasıyla sağlık statüsünün iyileştirilmesi hedeflenmiştir. Ancak bu kavram sağlık alanında istenilen seviyede iyileşmeleri ortaya çıkarmamıştır.  

Sağlık, geçmişte sosyo ekonomik gelişmenin sonucu olarak düşünülse de günümüzde ekonomik gelişmenin bir aracı olarak kabul edilmektedir. Bu görüşe göre sağlığa hem ülke içinden hem de uluslararası kaynaklardan ayrılan fonların artırılması ekonomik gelişmeyi de beraberinde getirecektir. 

Bir ülkedeki toplam sağlık harcamaları hem kamu hem de özel sektör tarafından sağlık aktivitelerine ayrılan kaynak miktarına bağlıdır. Ülkemizde sağlık sektöründe kamu ve özel sektör iş birlikleri önem kazanmıştır. Küresel ölçekte kamu özel iş birliği yatırımları incelendiğinde “Şehir hastanesi” olarak bilinen entegre sağlık kampüsü projeleri de dâhil edildiğinde Türkiye, proje tutarları ve sayıları açısından bu modeli en etkin kullanan, bazı kaynaklar tarafından da başarılı örnek olarak gösterilen ülke durumundadır. 

Evet ülkemizle gururlanırken tüm dünyanın gündeminden düşmeyen bir konuya değinelim. Sağlıktan bahsederken eminim ki hepimizin aklında COVID-19, pandemi , dezenfektan, maske kelimeleri belirdi bile. Bulunduğumuz mevcut kriz, büyük güçler arasındaki düşmanlıklar da göz önünde bulundurulduğunda, küresel iş birliği yerine küresel çatışma ihtimalini artırmaktadır. Dünyada birçok ülkede çok taraflı acil küresel bir iş birliğine talep artsa da ; bazı ülkelerde yaşanmakta olan ülke içi krizler, bütçe açıkları ve yerel siyasette yaşanan bölünmeler; bu ülkelerin küresel iş birliği konusunda isteksiz olmalarına neden oluyor. Çok taraflı küresel bir iş birliği için mevcut durum endişe verici olsa da, küresel tehditler karşısında başarı için iş birliğinin desteklenmesi gerekmektedir. Belirlenen Sürdürülebilir Küresel Hedefleri ancak bu doğrultuda ortak hareket ederek ulaşılabilir kılarız.  

Bu bahsettiğimiz hedefler 2030 yılına kadar gerçekleştirilmelidir. Pandemi sebebiyle çöken ekonomik ve finansal sistemler, bu hedeflere verilen finansal ve lojistik desteklerin azalmasına ve planın gerisinde kalınmasına neden oldu.Aslında pandemi bize bu hedeflerin ne kadar önemli olduğunu anlatmış olmalı. Hiçbir ülke bu virüsten tek başına kurtulamaz.  Yani bir ülke bu virüse maruz kalmaya devam ediyor ve vatandaşlarını bu nedenle kaybediyorsa dünyada yaşayan herkes için COVID- 19 tehlikesi devam etmektedir. 

En savunmasız popülasyonları merkezde tutarak onlara öncelik tanıyarak bu pandemiden “hep birlikte” kurtulabileceğimize dair açıklamalar yapan BM genel sekreteri birkaç ay sonra bugüne kadar 130 ülkeye tek bir doz bile aşı ulaşmadığını belirtti. DSÖ genel sekreteri ise “Dünya büyük bir ahlaki iflasın eşiğinde” ifadelerini kullanarak pandemiyle olan mücadelemizin ne durumda olduğunu açıkça ortaya koymuş oldu. Yani, “Pandemi bize bir şeyler öğretmiştir, artık değişmişizdir.” diye düşünebilirsiniz ama maalesef sınavı veremediğimiz çok açık.  

Unutmayalım ki en zayıf sağlık sistemimiz ne kadar güçlüyse hepimiz o kadar güçlüyüz ve eğer bu savaşı kazanmak istiyorsak bunu bir araya gelerek yapmak zorundayız. Herkes güvende olana kadar kimse güvende olamaz diyerek bu yolda ortak çaba göstermenin önemini tekrar vurgulamalıyız. 

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını İlke Edinmiş Kurum ve Kuruluşlar: 

FIP 

Dünya Eczacılık Federasyonu (FIP) eczacılığı ve eczacılık bilimlerini küresel çapta temsil eden kurumdur. Kurduğu ortaklıklarla birlikte dünyanın sağlık hizmeti ihtiyacını ve beklentilerini karşılamak amacıyla eczacılık mesleğinin gelişimi için çalışır. Kısaca FIP, 21 Gelişim Hedefi ile eczacılığı önümüzdeki on yıl içinde küresel, bölgesel ve ulusal olarak Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda dönüştürmeyi amaçlar. 

  

Çevre Dostu Atık İlaç Projesi  

 İlacın üretiminden, imhasına kadar her aşamada eczacının rolünün olması gerektiğine inanan İstanbul Eczacı Odası, Pendik Belediyesi ve Esenler Belediyesi ile ortaklık kurarak Çevre Dostu Atık İlaç Projesini hayata geçiriyor. Bu proje insanların elinde biriken atık ilaçların eczaneler aracılığıyla toplanması, çevre ve insan sağlığını tehdit etmeyecek şekilde kontrollü olarak bertaraf edilmesini amaçlıyor. 

Temizken Güzel Projesi 

Bir sosyal sorumluluk projesi olarak gerçekleştirilen ‘Temizken Güzel’ projesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kızılay Beykoz Şubesi ve Cif ortaklığıyla uygulanmaya başlandı. Peki bu proje neyi amaçlıyor? 

Proje kapsamında denizin içine yüzey atıklarını temizlemek için İstanbul Boğazı’nın koşulları dikkate alınarak özel olarak Türkiye’de üretilen 20 adet Cif Çöpkapar ünitesi yerleştiriliyor. Çöpkapar’lar ile toplanan atıklar ayrıştırılıyor ve uygun olanlar geri dönüştürülüyor.  

AIESEC 

AIESEC, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yedi farklı ülkeden yedi farklı gencin dünyada kültürlerarası etkileşimi oluşturabilme hayali ile bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Dünyayı tek bir insan ve tek bir stajla aynı anda değiştirebilmeyi uman yedi genç sayesinde bugün AIESEC, üyelerine hem gelişim hem de yurt dışı staj fırsatı sağlayan bu kurum olarak dünyanın en büyük öğrenci organizasyonu haline gelmiştir 

2015 yılında Birleşmiş Milletler’le iş birliği içerisinde Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin dünyaya duyurulması için AIESEC ile gençlerin katılımının sağlanması hedefi koyulmuştur. Bu adımla birlikte artık AIESEC’in gençliğe ve dünyaya olan katkısı her zamankinden daha da net hale gelmiştir. 

Kimseyi geride bırakmamak nedir? 

 Birleşmiş Milletler demişken 2015 yılında Birleşmiş Milletlerin 17 Sürdürülebilir Gelişme Amacı adı verilen bir eylem çağrısı yaptığını daha önceki sunumlarda öğrendik. Bu çağrı, yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegenimizi korumak, tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamayı amaçlamıştır. O halde 17 Sürdürülebilir Gelişme Amacı'nın Ana İlkesinin üç sözcükten olduğunu söyleyebiliriz: "Kimseyi geride bırakmamak". Peki Sürdülebilir kalkınmanın son yıllarda oldukça tartışılmasının sebebi nedir? 

ÇEVRESEL FELAKETLER 

Çevresel felaketler, dünya ülkelerini çevrenin de korunmasını mümkün kılacak kalkınma stratejilerini uygulamaya zorlamıştır 

Peki bu stratejilerin her ülkede aynı olmasını bekleyebilir miyiz? Elbette ki beklemeyiz çünkü ülkelerin sürdürülebilir kalkınmayı uygulamadaki finansman sorunları, altyapı yetersizlikleri, çevresel bilinç düzeyi ve kurumsal yapılardaki farklılıklar sürdürülebilir kalkınmanın dünyanın farklı bölgelerinde farklı düzeylerde uygulanabileceğini gözler önüne seriyor. 

  

17 Sürdürülebilir Gelişme Amacı'na ulaşmak, dünyadaki tüm ülkelerin görev ve sorumluluğudur.” 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İnsanlar Neden Girişimci Olmak İster?

Çağımızın Mesleği: Girişimcilik

İŞ-YAŞAM DENGESİ